Kalça Kırıkları

Kalça kırıkları terimi vücudun en büyük kemiği olan uyluk kemiğinin kalça eklemine yakın olan bölgesini iligilendiren kırıkları ihtiva ediyor. Dolayısı ile kalça kırıkları vücudun en büyük kemiği olan uyluk (femur) kemiğinin kırıklarıdır. Bu kırıklar sonrası hastalar yürüyemez, ayakları üzerine basamaz ve hatta yatakta dönmek için bile kalçalarını hareket ettiremezler. Sonuç olarak kalça kırığı geçiren hastalar kemikler kaynayıncaya kadar yatakta kalmaya mahkumdurlar. Bizim amacımız kalça kırığı geçiren hastaları bir an önce ameliyat ederek yatağa bağımlı kalmamalarını sağlamak, hastaları yürütmek ve oluşabilecek riskleri önelemektir.

Kimlerde görülür: Artan yaşla kemik yoğunluğunun azalması yaşlı bireylerde kemikleri kırılgan hale getiriyor. Normal bireylerde çok büyük travmalarla kırılabilen büyük kemikler yaşlı hastalarda basit travmalar, düşmeler, burkulmalar sonucu kırılabilmektedir. Travmalar zamanı en sık kırılan kemiklerden birisi kalça kemiğidir. Kalça bölgesi küçük bir alan gibi görünmesine karşın eklem ile ilişkisi ve beslenme açısından farklılık gösteren anatomik yapılardan oluşmaktadır. Bu farklılıklar kırılan kemiğin iyileşmesine de etki etmektedir. Aynı zamanda tek bir bölgenin kırıkları da parçaların sayısına veya kırılan kısmın biyolojik özelliklerine göre değişkenlik gösteriyor. Dolayısı ile kalça kemiğinin hangi bölgeden kırılmasına uygun olarak tedavi seçenekleri de çeşitlilik arzediyor. Bu özellikler kalça kırıkları sınıflamasında bilimsel olarak kendi yerini almış ve her bir kırığın detaylı olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Kalça kırıklarının tedavisi hemen hemen her zaman cerrahi ameliyattır. Yalnız genel durumu ameliyat için müsait olmayan, yürüme potansiyeli bulunmayan hastalarda tüm riskler aileye ve hastaya anlatılarak ameliyatsız takip uygun olabilir.

Uygulanacak cerrahi prosedürler yukarıda anlatıldığı gibi kalçanın etkilenen bölgesine göre değişebilmektedir. Kimi hastalarda ayrışmamış veya çok az ayrışmış kırıklar görülür. Böyle hastalara uyluk kemiğinin yan tarafından destek sağlayan implantlar uygulanabilir. Bazen ise kırık parçalar birbirinden çok fazla ayrışmış olabildiği gibi çok sayıda parçalardan ibaret kırıklar da görülebilir. Böyle durumlarda kiçik kesilerden müdahele edilerek uyluk kemiğinin içine çivi yerleştirilir. Kalçanın eklemiçi parçasının (boyun veya baş) kırıkları zamanı ise kısmi protezler (hemiartroplasti) veya total kalça protezleri uygulanmaktadır. Bu ameliyatların hepsinin amacı ; hastayı bir an önce ayağa kaldırmak ve beklenen problemlerin oluşmasını engellemektir.

Ne zaman ameliyat edilmeli: Kalça kırığı geçiren hastalar genelde bir veya birden fazla farklı hastalıklara sahip olmuş oluyorlar. Genel kabul gören görüş şu ki, kalça kırığı hastaları mümkün olan en yakın zamanda ameliyat edilmelidirler. Hastanın diğer hastalıkları ilgili bölümler tarafından değerlendirilir, gerekli önlemler alınır, riskler en aza indirilecek şekilde hasta hazırlığı yapılır, ameliyat zamanı ve ameliyattan sonra karşılaşılabilecek problemler hesaplanarak gerekli şartlar sağlanırsa hasta ameliyata hazır hesap edilebilir.

Kalça kırıkları ameliyat olmazsa ne olur: Yukarıda da bahsedildiği gibi kalça kırığı hastaları ameliyat edilinceye veya kemik kaynayıncaya kadar yatağa bağımlı kalırlar. Yatağa bağımlı kalan hastalarda toplardamarlarda (ven) akım hızı yavaşlar ve pıhtı (trombüs) oluşma riski artar. Derin venlerde oluşan pıhtılar bulundukları yerden koparak hayati önemli organları – beyin, böbrek, akciğer, kalp – besleyen damarları tıkayarak ilgili organlar için ciddi risk oluşturur. Kalp damarlarının tıkanmasına bağlı kalp krizi, beyin damarlarında tıkanıklığa bağlı felç kalma, böbrek damarlarının tıkanmasına bağlı böbrek yetmezliği, akciğer damarlarının tıkanmasına bağlı solunum yetmezliği ve ölüm yukarıda bahsi geçen risklerin arasında yer almaktadır.

Yine yatağa bağımlı kalmanın sonucu olarak akciğerlerde hava akımı (sirkülasyon) zayıfladığı için akciğer enfeksiyonları çok sık rastladığımız rahatsızlıkların başında gelmektedir. Bireylerin yaşlı, vücut direncinin zayıf olduğunu göz önünde bulundurursak bu rahatsızlıkların hasta tarafından kolayca atlatılamadığını, uzun süre antibiyotik kullanımı gerektirdiği, akciğerlerin iflasının bazen kaçınılmaz olduğunu söyleyebiliriz.

Onun dışında uzun süre yatalak kalan ve yeterli hijyeni sağlanamayan bu türlü hastalar ne yazık ki, iyileşmeyen yatak yaraları (dekübit yaraları) oluşma riski ile karşı karşıyadırlar.

Hayatı tehdit eden ağır hastalıklar dışında kabızlık, ağrı, kırık kaynarsa yanlış kaynama, sıvı-elektrolit dengesinde bozukluk gibi daha selim görünebilir problemler beklenir durumlardır.

Ameliyat sonuçları: Hastanın genel durumu müsade ederse ameliyatın ertesi günü hastalar yağa kaldırılır ve yürütülür. Yatmaktan ziyade hastalar oturur pozisyonda olmak için teşvik edilir. Özellikle uzun süre yatalak kalan hastalar veya çok ileri yaşlı hastalarda ameliyat sonrası evde fizik tedavi ve rehabilitasyon ihtiyacı doğmaktadır. Hastalar belli süre boyunca kan sulandırıcı (antikoagülan) tedaviye tabi tutulurlar. 3-4 günde bir pansumanları takiben genellikle 2 hafta sonra dikişler alınır. Hastalar bazı kısıtlamalar dışında kendi hayatlarına devam ediyorlar.

Komplikasyonlar (istenmeyen olumsuz durumlar): Hastaların ileri yaşlarda olması, ek problemlerinin var olması, kilo fazlalığı, geçirilmiş hastalıkların varlığı, kemik erimesi (osteoporoz) hastayı komplikasyonlara açık kılmakta. Bu hastalarda beslenme bozukluğuna bağlı olan sıvı-elektorlit dengesizliği, çok hareket etmeye eğilimli olmayan hastalarda damarlarda pıhtı oluşması (tromboz), yatak yaraları, idrar yolu enfeksiyonları, uygulanan implantların enfeksiyon maruziyeti, kemiğin farklı bir bölgeden kırılması, anestezi uygulamasına bağlı gelişen komplikasyonlar vs gibi problemler hasta yakınlarına detaylı şekilde anlatılmalıdır.

Kalça Kırıkları